Gresi ne temizler? Bilimsel temeller, tarihsel arka plan ve güncel yaklaşımlar “Gresi ne temizler?” sorusu, bir mutfak ocağından endüstriyel tezgâha kadar uzanan geniş bir pratik alanı kapsar. Cevap, yağın kimyasal doğasını anlamaktan geçer: gres; trigliseritler, katkı maddeleri ve baz yağlardan oluşan yapışkan, hidrofobik (su sevmeyen) bir karışımdır. Bu yüzden su tek başına etkisizdir; devreye yüzey aktif maddeler (surfaktanlar), alkali temizleyiciler ve çözücüler girer. Tarihsel arka plan: Sabun, kül suyu ve saponifikasyon Yağ kirini temizleme tarihinin çekirdeğinde saponifikasyon vardır: Yağların kuvvetli bir bazla (ör. potas/kül suyu) tepkimesi sonucu sabun ve gliserin oluşur. Antik çağlardan beri kullanılan bu yöntem, 18. yüzyılda alkali…
12 YorumEtiket: bir
Gözü Dışarıda Ne Demek? Toplumsal Normlar ve Cinsiyet Rollerinin Sosyolojik Bir Yansıması Bir sosyolog olarak toplumun dokusunu anlamaya çalışırken fark ederim ki, dil yalnızca bir iletişim aracı değildir; aynı zamanda kültürel değerlerin taşıyıcısıdır. Her deyim, bir toplumun neye güldüğünü, neye kızdığını, neyi ayıp saydığını anlatır. “Gözü dışarıda” ifadesi de bu açıdan son derece dikkat çekicidir. Çünkü bu deyim, yalnızca bir davranışı tarif etmez; aynı zamanda toplumun ahlak, sadakat ve cinsiyet rolleri konusundaki algısını da yansıtır. Peki “gözü dışarıda” demek aslında ne anlama gelir, ve bu ifade bize nasıl bir toplumsal aynayı tutar? Deyimin Kökeni: Sadakat, Kontrol ve Görme Kültürü Türkçe’de…
14 YorumCünüp İken Cinsel İlişkiye Girilir mi? Toplumsal Normların Gölgesinde Bir Sosyolojik Değerlendirme Bir araştırmacı olarak, toplumun görünmeyen sınırlarında gezinmek her zaman ilgi çekici olmuştur. İnsan davranışlarını sadece biyolojik dürtülerle değil, aynı zamanda kültürel kodlarla, inanç sistemleriyle ve toplumsal düzenle anlamak gerekir. “Cünüp iken cinsel ilişkiye girilir mi?” sorusu ilk bakışta dini ya da bireysel bir mesele gibi görünse de, aslında derin bir sosyolojik arka plana sahiptir. Bu konu, bedensel deneyimin ahlaki ve toplumsal sınırlarla nasıl kesiştiğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Toplumsal Normlar ve Cinselliğin Denetimi Her toplum, bireylerin cinselliğini belirli kurallarla şekillendirir. Bu kurallar çoğu zaman din, gelenek ve ahlak…
8 YorumElektrik Kablo Kaç Metre Olmalı? Gerçek Hayattan Örneklerle Detaylı Rehber Elektrik kablosu alırken hepimizin kafasını karıştıran bir soru vardır: “Ne kadar kabloya ihtiyacım var?” Bu soru, küçük bir ev tadilatında da, devasa bir bina projesinde de karşımıza çıkar. Kimi zaman fazla alıp masrafı artırırız, kimi zamansa eksik alıp işlerimizi aksatırız. Ben de ilk evimi tadilat ettirirken bu hatayı yapmıştım. Elektrikçi, priz hatlarını bağlarken kablonun yetmediğini fark edince, iş bir gün uzamıştı. O günden sonra “Elektrik kablo kaç metre olmalı?” sorusunun cevabını çok daha dikkatli araştırdım. Gelin, birlikte bu sorunun detaylı cevabına bakalım. — Elektrik Kablosunun Metrajı Neye Göre Belirlenir? Elektrik…
10 Yorum1 Şubat Ayı Kaç Yılda Bir 29 Çeker? Öğrenmenin Merakla Başlayan Yolculuğu Bir Eğitimcinin Gözünden: Merak, Öğrenmenin Kıvılcımıdır Bir öğretmen olarak, öğrenmenin sadece bilgi edinmek değil; dünyayı anlamlandırma biçimimiz olduğunu her defasında yeniden fark ederim. Öğrencilerimden biri bir gün bana sordu: “Hocam, 1 Şubat ayı kaç yılda bir 29 çeker?” İlk bakışta basit bir takvim sorusu gibi görünüyordu ama bu soru, öğrenmenin özünü içinde barındırıyordu — merak. Merak, bilişsel öğrenmenin başlangıç noktasıdır. Bir çocuk bir olguyu sorguladığında aslında yalnızca bir cevabı değil, bir düşünme biçimini öğrenir. Bu yazıda, Şubat ayının neden bazen 29 çektiğini açıklarken, aynı zamanda bu küçük bilginin…
14 YorumKastamonu Hangi Irk? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin gücü, her zaman evreni anlamak için açılan kapıların anahtarı olmuştur. Anlatı, bir halkın geçmişini, kültürünü ve kimliğini şekillendirirken, her cümle, her kelime bir halkın hafızasında iz bırakır. Bir kelimenin içinde taşınan duygular, tarih ve kimlik, bir araya geldiğinde yalnızca bir hikaye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda bir toplumun varoluşuna ışık tutar. Peki, bir yerin kimliği neyle tanımlanır? Bir coğrafyanın insanları, sadece fiziksel benzerlikleriyle mi tanımlanır, yoksa onları oluşturan dil, kültür ve toplumsal yapılar mı asıl belirleyicidir? Bu yazıda, Kastamonu’nun kimliğini ve etnik kökenini, edebiyatın derinliklerinden hareketle keşfedeceğiz. Kastamonu’nun Edebiyatla Örülen Kimliği Kastamonu, Türkiye’nin…
6 Yorum“İse” Bağlacı Nasıl Bulunur? Türkçede Anlam ve İletişimin Psikolojik Derinlikleri Giriş: Dil ve İnsan Davranışları Arasındaki Derin Bağlantı Bir psikolog olarak, insanların dilini incelemek, onların iç dünyalarına dair önemli ipuçları sunar. Dil, yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bireylerin düşünce biçimlerini, duygusal durumlarını ve toplumsal etkileşimlerini yansıtan bir aynadır. Her kelimenin ve her bağlacın, insan psikolojisi üzerinde derin etkileri olduğunu fark etmek, dilin gücünü anlamak için kritik bir adımdır. Bugün, Türkçede sıkça karşılaştığımız “ise” bağlacını, psikolojik bir mercekten inceleyeceğiz. Bu bağlacın nasıl kullanıldığını ve anlam yükünün dilsel etkilerinin insan davranışlarına nasıl yansıdığını analiz edeceğiz. “İse” Bağlacının Tanımı ve Türkçedeki…
10 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Doğanın Sessiz Öğretmeni: Gömeç’te Denize Girmek Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: öğrenme, yalnızca sınıf duvarları arasında değil, doğanın kalbinde, dalgaların ritminde ve rüzgarın sesinde de gerçekleşir. Öğrenmenin dönüştürücü gücü, insanın çevresiyle kurduğu etkileşimde gizlidir. Gömeç gibi küçük bir sahil kasabasına gittiğinizde, sadece denize girmeyi değil; doğayla yeniden bağ kurmayı, sakinliği, sabrı ve farkındalığı öğrenirsiniz. Peki, Gömeç’te denize girmek bize ne öğretebilir? Gömeç’in Öğretisi: Sessiz Bir Kıyının Pedagojisi Balıkesir’e bağlı Gömeç, Ege Denizi’nin en sade ama en öğretici kıyılarından biridir. Büyük turistik merkezlerin gürültüsünden uzak, dingin yapısıyla insana doğayı dinlemeyi öğretir. Eğitimde “deneyimsel öğrenme” diye…
12 YorumAşağıda “Göksun eskiden nereye bağlıydı?” sorusunu, felsefi bir gözle etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden ele alan özgün bir yazı sunuyorum: Filozofun Girişi: Mekân Bir Soyutlama Mıdır? Bir filozof, mekânı ve aidiyeti düşünürken yalnızca haritalardaki sınırları değil; kimlik, varlık ve bilginin karşılıklı etkileşimini de düşünür. Göksun’un “eskiden nereye bağlıydığı” meselesi, salt idarî kayıtların sorusu değildir; bir yerin özne olarak kimliğiyle, devlet, toplumsal belleğe ve aidiyetlerle kurduğu ilişkiyle de ilgilidir. Bu soruya yaklaşırken ontolojinin (varlık), epistemolojinin (bilgi) ve etiğin (sorumluluk) üçlü bakışıyla ilerlemek mümkündür. — Ontoloji: Göksun’un “Var Olma” Şartı ve Aidiyet Ontoloji, “ne vardır?”ı sorar. Göksun’un varlığı, günümüzde Kahramanmaraş iline bağlı…
10 Yorum“Haneye giren aylık gelir” tek bir sayı değildir; bir evin gerçeğini saklayan, kaba bir ortalamadır. Bu yazı, o sayının perde arkasını açıyor. Haneye Giren Aylık Gelir Ne Demek? Basit Tanımın Büyük Sorunları Haneye giren aylık gelir… Kulağa düzenli, ölçülebilir ve anlaşılır geliyor değil mi? Ama dürüst olalım: Bu kavram çoğu zaman gerçek hayatı ıskalayan bir kısaltma tuşu. “Toplamı yaz, noktayı koy” mantığıyla bir evin bütün karmaşıklığını bir etikete sıkıştırıyoruz. Benim iddiam net: Bu ölçüt böyle kullanıldığında, yoksulluğu da refahı da makyajsız hâliyle göstermiyor. Hatta yanlış politikalara bile kapı aralıyor. Peki neden? Tanım Basit: Topla ve Böl. Hayat Değil. En yalın…
8 Yorum