Hz İsa’nın Son Akşam Yemeği: İhanet Eden Kim?
Bir akşam, gökyüzü ne kadar kararmıştı! Kayseri’nin dar sokaklarında, geceyi selamlayan rüzgarın sesiyle kayboluyordum. O an aklımda, belki de tarihin en dokunaklı anlarından birine tanıklık etmenin huzursuzluğu vardı: Hz. İsa’nın son akşam yemeği. O gece, dostlarından biri, onun hayatına son verecek ihaneti yaptı. Yani o geceyi düşündüğümde aklıma gelen ilk şey, ihanete uğrayan o masum insanın gözlerindeki hayal kırıklığı oluyor. Kimin ihanet ettiğini bilmeden önce bile, o anı düşününce kalbimde bir şeyler kırılıyor. O anı sanki ben de yaşıyormuşum gibi hissetmek çok zor. Bir dostun seni en zor anında terk etmesi… Bunu ancak birisi yaşadığında anlayabilirsin.
Geceyi Hatırlamak: İhanet Anı
Hz. İsa’nın son akşam yemeği, o kadar yoğun bir duygusal karmaşa ki! Bir an gözlerimi kapatıyorum ve o masaya oturuyorum. Çevremde, en yakın dostları, yıllarca yan yana yürüdükleri insanlar var. Biri alkol, biri yemek derdinde ama diğerleri bir an için bir sessizlik içinde… Bir yanda mutlu bir birliktelik, diğer yanda o yıkıcı anın habercisi. İsa’nın masum yüzünde bir huzur vardı ama herkes farkındaydı; o gece hayatları sonsuza dek değişecekti. Birinin ihaneti, bu masumiyetin ortasında sanki bir bıçak gibi. O an, herkesin içinde bir huzursuzluk, bir rahatsızlık vardı. Bunu hissetmeme neden olan şey, insanların birbirlerine nasıl bu kadar güvenebileceğini sorgulamam. Güven, belki de dünyadaki en değerli şey, değil mi?
Ve işte o an… İsa, bir anda ihanetin kim tarafından yapılacağını açıklıyor. “Beni ihanet edecek kişi, bu ekmeği benimle birlikte batıran olacaktır” diyor. O zaman, herkesin gözlerinde aynı soru var: “Ben mi?” “Ya da o, o mu?” Ama cevap bir kişiden geliyor. Ve o kişi, Hz. İsa’yı, yıllarca yan yana olduğu, onu tanıyan, ona inanan dostu… Yani Yahuda. İçimde bir boşluk hissi oluşuyor. Yahuda, İsa’yı ihanet etmek için neden seçmişti? Neden dostunu, en zor anında terk etti? O anı düşünmek bile çok acı. Yıllarca birlikte yürüdükleri yolu, o gece adeta bir çırpıda yok etmişti.
Hayal Kırıklığı: Bir Dostun İhaneti
Günlüklerimde hep en çok yazdığım konu, dostluklarım. İnsanlarla kurduğum bağlar, beni hep şekillendirdi. Ama o bağın bir ihanetle kırıldığını görmek… Düşünmesi bile çok zor. Hz. İsa, Yahuda’nın ihanetini bildiği halde ona sevgiyle bakabiliyor. O an, her şeye rağmen sevgisini kaybetmeyen bir insanı görüyorsun. Yahuda, İsa’nın gözlerine baktığında ne hissetti acaba? Bir insan, seni yıllarca tanıyıp seni en zor zamanında terk ederse, o an nasıl bir hisse sahip olabilir? O geceki ihanetin, o sadık dostluğun bozulmasının verdiği acıyı düşünmek, kalbimi sıkıştırıyor.
Yahuda’nın yaptığı şeyin mantığını anlamaya çalışıyorum ama bir türlü anlayamıyorum. O kadar saf ve temiz bir sevgiye karşı nasıl bu kadar acımasız olabilir ki bir insan? Birine ihanet etmek, sadece bir kişiye zarar vermez; o insanlar arasında bir güven duygusu tamamen yok olur. Ve o geceyi düşündükçe, güvenin ne kadar değerli olduğunu daha çok hissediyorum. O geceyi ve sonrasını hayal ettiğimde, bir insanın ruhundaki çatlamanın izleri görünmeye başlıyor. Her şey bittiğinde Yahuda, neyi kaybettiğini gerçekten anladı mı?
Umut: İhanetin Sonrası
Ama, bir noktada insanı umutlandıran da şu: İsa’nın, Yahuda’ya bile gösterdiği sevgiyi… Belki de bir insanın yaptığı hataların, o insanın içindeki özle bağlandığına inanarak affedilmesi gerekir. Hz. İsa, o geceyi gerçekten unutmadı, ama o geceden sonra bile, o büyük ihanete rağmen insanlık için büyük bir sevgi dersi verdi. İhanet olsa bile, bir insanın içindeki sevgiyi tutabilmek belki de en büyüğüdür.
Yahuda, İsa’yı ihanet etti ve sonrasında ne yaşandı, bunu bilmesek de, bu geceyi düşündükçe bir şey değişiyor. Belki de, insanlar ihanetin karanlık yönünü gördüklerinde, gerçekten affetmeyi öğrenmeli. İhanet, bir insanın içindeki karanlıkla yüzleşmesine sebep olur. Ancak bu karanlık, bir insanın ruhunu iyileştirme yolculuğuna da dönüşebilir. Belki de bu yüzden, İsa’nın gösterdiği affetme gücü, gerçek anlamda bir ders.
Sonuç: Duyguların Yansıması
Hz. İsa’nın son akşam yemeğindeki ihanet, sadece bir olayın anlatısı değil, aynı zamanda insan ruhunun en derin noktalarına dokunan bir hikaye. İhanet, acı verici ve kırıcı olabilir, ama her insanın içinde o karanlık anı atlatma ve affetme gücü de var. Ben, hayatımda bazen dostlarımın bana yaptığı hataları da göz önünde bulundurarak, onlara af ve sevgiyle yaklaşmaya çalışıyorum. Belki de hayat, sürekli değişen ve büyüyen bir affetme yolculuğudur. Işığa doğru bir yolculuk. O yüzden, ben de içimdeki karanlık anları, sevgiyle aydınlatmaya çalışıyorum. Bu hikayeyi düşündükçe, affetmenin ve sevmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlıyorum.