Psikolojik Bir Mercekten: Güneş Hareketsiz mi? Bir psikolog olarak, insan davranışlarının ardındaki bilişsel kalıpları, duygusal dalgalanmaları ve sosyal etkileşimleri anlamaya çalışırken sık sık fark ettiğim bir gerçek var: Biz insanlar, değişimi çoğu zaman görmezden gelmeyi severiz. Güneş’e baktığımızda da aynı yanılgıya düşeriz. Gökyüzünde her sabah aynı noktadan doğduğunu, aynı şekilde battığını sanırız. Ancak Güneş hareketsiz değildir. Tıpkı insan zihni gibi, o da sürekli bir devinim içindedir. Bu farkındalık, yalnızca fiziksel bir gerçeği değil; insanın psikolojik yapısını da yansıtır. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden: Algı, Gerçeklik ve Hareketsizlik Yanılsaması Bilişsel psikoloji, insanın nasıl düşündüğünü, algıladığını ve bilgiyi nasıl işlediğini inceler. Güneş’in hareketsizmiş gibi…
12 YorumGünlük Satırlar Yazılar
Felsefi Bir Soru: “Gönül Dağı”nda Saz Çalan Kimdir? Bir filozof adımını atarken sorudan başlar: kimlik nedir? Bir sazı eline alıp köy meydanında tınılar üreten kişi yalnızca bir “müzisyen” midir, yoksa o sazla birlikte beliren bir varoluş ifadesidir? “Gönül Dağı saz çalan kim?” sorusu salt bir dizi karakteri saptamaktan ileri gider; ona etik, epistemoloji ve ontoloji mercekleriyle yaklaşarak kimliğin, anlamın ve sahiciliğin sınırlarını tartışabiliriz. Ontoloji: Kimlik, Saz ve Varlık Ontoloji, “neyin vardır?” sorusunu sorar. Bir karakter bağlamında, “saz çalan kim?” sorusu bu karakterin varlığını, kimliğini, eylemini ve dünyayla ilişkisini sorgular. Eğer Gönül Dağı dizisinde bir karakter saz çalıyorsa, onu sadece “karakter…
8 YorumKelimelerin En Küçük Ölçüsü: Edebiyatta Anlamın Atomları Bir edebiyatçı için dünya, kelimelerle ölçülür. Bir fizikçi için en küçük ölçü birimi atom ya da Planck uzunluğu olabilir, ancak bir yazar için bu ölçü, bir kelimenin içinde gizlenen duygudur. Her cümle, bir evreni anlatır; her kelime, o evrenin temel parçacığıdır. Kelimelerin gücü, bazen bir romanı sürükler, bazen bir şiiri taşır, bazen de bir suskunluğu anlamlı kılar. Edebiyatın ölçü sistemi, doğanınkinden farklıdır — burada mikroskobik olan, çoğu zaman en derin olandır. En Küçük Ölçü Birimi Nedir? Fizik dünyasında, ölçü birimleri insanın evreni anlama çabasının somutlaşmış halidir. Planck uzunluğu (yaklaşık 1,6×10⁻³⁵ metre), bilinen evrende…
8 YorumBoşnakça ve Hırvatça Aynı mı? Dillerin Sınırında Edebiyatın Yankısı Kelimeler yalnızca ses değil, bir milletin belleğidir. Her sözcük, bir halkın acılarını, sevinçlerini, umutlarını taşır. Dil, insanın dünyayı kurduğu aynadır; aynı aynaya farklı açılardan bakıldığında, farklı yüzler görünür. Boşnakça ve Hırvatça da böyle iki aynadır: aynı gövdenin dalları, ama her biri kendi göğünü yansıtır. Bu yazıda bu iki dilin birbirine olan yakınlığını yalnızca dilbilimsel değil, edebî ve kültürel bir gözle ele alacağız. Bir Dilin Hikâyesi: Ortak Köklerden Ayrılan Yollar Tarih bize şunu öğretir: hiçbir dil bir günde doğmaz. Boşnakça ve Hırvatça, aslında aynı dil ailesine ait kardeş lehçelerdir. Her ikisi de…
6 YorumKapari Hangi Yemeklerde Kullanılır? Akdeniz’in Küçücük Ama Büyük Sırrı Akdeniz mutfaklarının tezgâhına başımı koyup bir malzemenin fısıltısını dinlesem, kaparinin sesi gelir: tuzlu, limonsu, hafif keskin ve her lokmanın dengesini toparlayan küçük bir dokunuş. İlk tanıştığımda “Bu minicik tomurcuk bu kadar etkili olabilir mi?” diye sormuştum. Oluyormuş. Kapari, tabağa girdiği anda sıradanı sarsıyor; yağı kesiyor, tatlılığı hizaya sokuyor, sanki şefin gizli sosunu elimize tutuşturuyor. Hadi bu minik kahramanın izini sürüp nereden geldiğini, bugün nerelerde parladığını ve yarın sofralarımızda neler vadettiğini konuşalım. Kapari nedir, tadın anatomisi ve kökenler Kapari, Capparis spinosa bitkisinin henüz açmamış çiçek tomurcukları (ve bazen de “caper berry” diye…
14 YorumOsmanlı’nın Modernleşme Adımı: Kanun-i Esasi’nin Yapılış Amacı Bir Dönüm Noktasına Yolculuk: Merakla Başlayan Bir Hikâye Tarih kitaplarında sıkça karşımıza çıkan “Kanun-i Esasi” kelimeleri, aslında bir dönemin umutlarını, endişelerini ve değişim isteğini içinde barındırır. Düşünün ki 19. yüzyılın sonlarına yaklaşan Osmanlı İmparatorluğu’nda, dünyanın dört bir yanında ulus devletler doğarken, imparatorluklar sarsılırken ve fikir akımları dalga dalga yayılırken, İstanbul’un saraylarında ve meclislerinde de benzer bir rüzgâr esiyordu: değişim rüzgârı. Bu rüzgârın somutlaştığı en önemli adımlardan biri, 1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasi, yani Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıydı. Peki bu önemli belge neden yapıldı? Hangi ihtiyaçlardan doğdu? Değişen Dünya ve Osmanlı’nın Yeni Arayışı…
12 Yorum10 Bin Metrekare Kaç Dönüm? Mekân, Bilgi ve Değer Üzerine Felsefi Bir Düşünce Bir filozof için her soru, yalnızca bir yanıt arayışı değil; bir varlık sorgusudur. “10 bin metrekare kaç dönüm?” sorusu ilk bakışta sıradan, hatta ölçümsel bir merak gibi görünebilir. Ancak bu basit dönüşüm — 10 bin metrekare = 10 dönüm — insanın mekânla, bilgiyle ve değerle kurduğu ilişkinin derin bir aynasıdır. Çünkü ölçmek, anlamlandırmak demektir; ve anlam, yalnızca sayılarda değil, onların arkasındaki varoluşsal bağlamda gizlidir. Epistemolojik Perspektif: Bilmenin Ölçüsü Epistemoloji, yani bilgi felsefesi, bize şunu öğretir: Her bilgi bir çerçeveyle mümkündür. 10 bin metrekare bir ölçü birimidir; ama…
10 YorumZorla Görevlendirme Olur mu? Toplumsal Roller, Güç İlişkileri ve Bireyin Sessiz Direnişi Toplumsal yapıları inceleyen bir araştırmacı olarak beni her zaman büyüleyen şey, bireyin toplumla kurduğu görünmez sözleşmelerdir. İnsan, hem özgür hem bağımlı bir varlıktır; hem ait olmak ister hem de sınırlarını çizer. “Zorla görevlendirme olur mu?” sorusu da bu ikili gerilimin tam ortasında durur. Kimi zaman bir iş yerinde, kimi zaman bir ailede, kimi zaman da devletin en yüksek katmanlarında karşımıza çıkan bu durum, sadece idari ya da hukuki bir mesele değildir. Aslında bu, toplumun güç ilişkilerini, cinsiyet rollerini ve kültürel pratiklerini yansıtan derin bir sosyolojik olgudur. Toplumsal Normlar…
14 YorumTeyit Kelime Anlamı Nedir? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Giriş: Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Düşünceler Siyaset bilimi, güç ilişkilerinin ve toplumsal düzenin ne şekilde inşa edildiği üzerine derinlemesine bir düşünme sürecidir. İnsanlar arası ilişkiler, devletin gücü, toplumsal normlar ve ideolojiler birbirleriyle sıkı bir bağ içindedir. Her kelime, her eylem ve her söylem, iktidarın nasıl şekillendiğini, toplumun nasıl işlediğini ve bireylerin nasıl katıldığını anlatan birer göstergedir. “Teyit” kelimesi de bu bağlamda, sadece doğrulama anlamına gelmez; aynı zamanda güç ilişkilerini ve toplumsal yapıyı yansıtan önemli bir terimdir. Bu yazıda, “teyit” kelimesinin siyasetteki anlamını ve nasıl bir ideolojik araç haline geldiğini,…
8 YorumKan Bağı Kimden Gelir? Farklı Bakış Açılarıyla Bir Gerçeği Yeniden Düşünmek Kanı Kim Taşır, Kim Aktarır? Bazı sorular vardır ki ilk bakışta çok basit görünür, ama içine biraz daha yakından baktığınızda aslında derin anlamlar taşır. “Kan bağı kimden gelir?” sorusu da tam olarak böyle bir sorudur. Biyoloji bize bir şey söyler, kültür başka bir şey… Kadınlar başka yerden bakar, erkekler başka verilerle yaklaşır. Ve biz de bu yazıda tam olarak bunu yapacağız: Farklı bakış açılarını yan yana getirerek kan bağının kökenini, anlamını ve toplumsal etkilerini birlikte tartışacağız. Biyolojik Gerçek: Anne mi, Baba mı? En temel düzeyde konuşacak olursak, kan bağı…
14 Yorum