Maliğin mi Malikin mi? Felsefi Bir Deneme Filozofun Bakışı: Sahiplik ve Varlık Üzerine Bir Sorgulama Düşünce tarihinde, insanın sahip olduğu ve sahip olmayı arzuladığı şeyler üzerine sayısız felsefi tartışma yapılmıştır. Hangi hakka sahip olduğumuz? Bu hak, bir başkasının hakkına nasıl dönüşebilir? Birçok kültür ve düşünce okulu bu sorulara çeşitli yanıtlar vermiştir. Bugün, üzerinde duracağımız sorunun, sahiplik ile sahip olma arasındaki farkı sorgulayan bir derinliği vardır: “Maliğin mi malikin mi?” Bu iki kavram, aralarındaki dilsel farkla birlikte, ontolojik, epistemolojik ve etik düzeylerde karşımıza çıkar. Bu yazıda, bu iki kavramı felsefi bir çerçeve içerisinde tartışacak, düşünsel sınırlarımızı zorlayacağız. Ontolojik Bir Soru: Varlığın…
10 YorumEtiket: ve
Eşeysel Uyuşmazlık Nedir? İktidar, Toplumsal Düzen ve Güç İlişkileri Üzerine Bir Siyaset Bilimi Analizi Siyaset bilimcileri olarak, güç ilişkilerinin ve toplumsal düzenin nasıl şekillendiğini anlamak, toplumsal değişim ve dönüşüm için kritik öneme sahiptir. Güç, sadece devletler ve kurumlar arasında değil, aynı zamanda cinsiyet, sınıf ve ırk gibi toplumsal kimlikler aracılığıyla da biçimlenir. Eşeysel uyuşmazlık, bu dinamiklerin tam merkezinde yer alır ve toplumsal cinsiyet ile güç arasındaki gerilimi, toplumsal yapılar içinde nasıl işlediğini ortaya koyar. Peki, eşeysel uyuşmazlık sadece bireyler arası bir çatışma mı yoksa derinleşen bir iktidar sorunu mu? Erkekler ve kadınlar arasındaki stratejik ve güç odaklı farklılıklar toplumsal etkileşimi…
6 YorumEski Takvimde Yer Alan Kânunusâni ve Kânun-ı Evvel Ay Adlarında Geçen Ateş Ocağı Anlamındaki Söz: Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir Psikoloğun Meraklı Girişi: Zamanın Bizi Nasıl Şekillendirdiği Zamanın her anı, yaşamımızı şekillendiren bir faktördür. İnsanlar olarak, bazen geçmişin derinliklerinden gelen semboller, kelimeler ve kavramlar üzerinde düşünürken, bu unsurların zihinsel yapımızı nasıl etkilediğini unutuyoruz. Eski takvimlerde yer alan ve günümüzde unutulmuş sayılabilecek kavramlardan biri de “Kanun‑ı Evvel” ve “Kanun‑ı Sâni” gibi ay adlarıdır. Peki, bu adlarda geçen “ateş ocağı” ifadesi, psikolojik anlamda bize ne ifade eder? İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, bu tür semboller zamanla nasıl bir anlam yükler?…
10 YorumCoğrafyanın İfade Teknikleri: İki Tarafın Düşünceleri Coğrafya, insanlığın yaşam alanlarını, çevresini ve doğayı nasıl şekillendirdiğini anlamamıza yardımcı olur. Ama coğrafya sadece bir bilim dalı olmanın ötesindedir. İnsanın çevresiyle etkileşimi, ona bakış açısı ve hatta duygusal bağları coğrafyayı anlatan ifade tekniklerini de belirler. Bu yazıda, coğrafyanın ifade tekniklerinin farklı yaklaşımlarını karşılaştırarak, hem mühendislik bakış açısını hem de insani bakışı bir araya getireceğim. Çünkü bu konuda kafamda her zaman bir tartışma var: İçimdeki mühendis bir açıdan bakarken, insan tarafım başka bir şey söylüyor. Mühendislik Perspektifiyle Coğrafyanın İfade Teknikleri İçimdeki mühendis, coğrafyanın ifade tekniklerine yaklaşırken her şeyin ölçülmesi, sayılara dökülmesi gerektiğini savunuyor. Coğrafya…
6 YorumKaval Kemiği Ne İyi Gelir? Güç, İktidar ve Toplumsal Düzen Üzerine Siyaset Bilimi Perspektifi Bir Siyaset Bilimcinin Meraklı Girişi: Toplumsal Yapıdaki Güç Dinamikleri Bir siyaset bilimci olarak, toplumun işleyişini anlamaya çalışırken, sıklıkla şu soruyu sorarım: Toplumda güç nasıl dağılır ve bu güç dinamikleri, bireylerin yaşamlarını nasıl şekillendirir? Bedenin ve organların, özellikle de kaval kemiği gibi vücudumuzun görünmeyen ancak kritik işlevlere sahip bir parçasının, sosyal ve siyasal yapıyla ne gibi bağlantıları olabilir? Belki de fiziksel yapımızı ve buna dair algılarımızı toplumsal güç ilişkilerinin bir yansıması olarak görmek, bizi bu soruya daha yakınlaştırabilir. Toplumda güç sahiplerinin kimler olduğunu, hangi kurumların belirleyici rol…
10 YorumHicrî 3 Ay Hangisidir? Kültürler, farklı coğrafyalarda, farklı dinamiklerle gelişir ve her bir toplum, zamanın geçişini kendine özgü şekillerde anlamlandırır. İnsanlık tarihi boyunca, zamanın döngüsü ve bu döngünün içinde yer alan ritüeller, semboller ve sosyal yapılar, toplumların kimliklerini ve kültürel değerlerini inşa eder. Bir antropolog olarak, her kültürün zamanla nasıl bir bağ kurduğunu anlamak ve bunun toplumsal yapıya etkilerini keşfetmek her zaman büyüleyici olmuştur. Bugün, Hicrî takvim üzerinden, özellikle Hicrî üç aylar denilen özel dönemi inceleyeceğiz. Bu aylar, hem bireysel hem de toplumsal bağlamda nasıl bir anlam taşır ve toplulukları nasıl şekillendirir? Hicrî 3 Aylar Nedir? Hicrî takvim, Hz. Muhammed’in…
12 YorumIşın Nedir? Tıbbın Güç, İktidar ve Toplumsal Yapılarla İlişkisi Bir Siyaset Bilimcisinin Girişi: Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Siyaset bilimciler için toplumsal düzen, iktidar ilişkileri ve vatandaşlık, her zaman temel meseleler olmuştur. Toplumlar, yalnızca bireylerin etkileşimde bulundukları bir alan değil, aynı zamanda güç ve kaynakların nasıl dağıldığı, kontrol edildiği ve şekillendirildiği bir yapıdır. İktidar, devletin gücü, toplumsal normlar ve kurumsal yapılar arasında sıkı sıkıya bağlıdır. Peki, tıbbın bir unsuru olan ışın tedavisi, toplumsal yapıları nasıl etkiler? Bu teknoloji, özellikle iktidar ilişkilerini, kadın ve erkeklerin toplumsal rollerini, ve genel olarak vatandaşlık haklarını nasıl dönüştürür? “Işın” terimi, günümüzde tıbbın bir parçası olarak…
6 YorumInformel mi Informal mi? Felsefi Bir Yaklaşım Felsefeye başladığınızda, genellikle kendinizi evrensel sorularla karşı karşıya bulursunuz. Doğru nedir? Gerçeklik nedir? Veya daha kişisel bir soru sorarsak: “Informel mi, informal mi?” Hemen aklımıza gelmeyen bu soruya, dilin, etikten epistemolojiye ve ontolojiye kadar uzanan derinliklerinde bakış açılarımızı şekillendiren bir soru olarak yaklaşmalıyız. Dilin kurallarına ve toplumsal normlara ne kadar itibar etmemiz gerektiğini sorgulamak, bazen salt bir kelime üzerinden bile geniş bir tartışma alanı açabilir. Epistemolojik Bir Perspektiften: Bilgi ve Dilin Rolü Epistemoloji, bilginin doğası, sınırları ve doğruluğuyla ilgilenir. “Informel” ve “informal” gibi kelimeler, bize dilin nasıl yapılandığını ve bilgi ile anlamın birbirini…
8 YorumKas Dokusu Nasıl Arttırılır? Geleceğin Bedenlerini Şekillendiren Vizyoner Bir Yolculuk Geleceğin dünyasında bedenimizi nasıl şekillendireceğimiz, sadece estetik veya sağlıkla ilgili bir mesele olmayacak; bu, insanın sınırlarını yeniden tanımlama mücadelesi olacak. Bugün kas dokusunu arttırmak için egzersiz, beslenme ve dinlenme gibi klasik yöntemleri konuşuyoruz. Ancak belki de yarın, biyoteknoloji laboratuvarlarında üretilen kas hücreleriyle bedenlerimizi dönüştüreceğiz. Bu yazıda, kas dokusunun nasıl arttırılabileceğini yalnızca bugünün yöntemleriyle değil, geleceğin vizyonuyla da ele alacağız. Hazırsanız, birlikte insan bedeninin evrimsel geleceğine doğru düşünsel bir yolculuğa çıkalım. Kas Dokusu Artırmanın Temeli: Bilimin Işığında Klasik Yöntemler Kas dokusu, vücudun hareket kabiliyetini belirleyen en önemli biyolojik yapılardan biridir. Onu…
14 YorumKardiyomiyosit Ne Demek? Basit Bir Tanımın Arkasındaki Rahatsız Edici Gerçek “Kardiyomiyosit ne demek?” sorusuna çoğu kaynak tek cümleyle cevap veriyor: kalp kası hücresi. Bu kadar. Peki bu sade tanım, kalbin ritmini taşıyan, yaşam ve ölüm arasındaki çizgide nöbet tutan hücrenin karmaşıklığını gerçekten yakalıyor mu? Hayır. Üstelik bu sade anlatı, klinikten laboratuvara uzanan pek çok tartışmayı görünmez kılıyor. Bu yazı, kardiyomiyositleri parlatılmış bir ansiklopedi maddesi olmaktan çıkarıp eleştiri ışığına tutma çağrısıdır. Tanımın Konforu: “Kalp Kası Hücresi” Demek Kolay Evet, kardiyomiyositler, kasılma üretir; aktin-miyozin etkileşimi, kalsiyum dalgaları ve enerji için mitokondri ağıyla çalışırlar. Fakat bu kısaltılmış özet, üç sorunu gölgede bırakır: 1)…
12 Yorum