İçeriğe geç

İran’da çalışma günleri nelerdir ?

Belo ekibi olarak “İran’da çalışma günleri nelerdir” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!

İran’da Çalışma Günleri ve İçimde Kalan Bir Yolculuğun Hikâyesi

Sitemizden Önerilen: İran'a ne zaman gidilmeli ?

Belo okurlarına özel bu yazımızda “İran’da çalışma günleri nelerdir” konusunu derinlemesine inceliyoruz.

Kayseri’de sıradan bir gün ve içimdeki sıkışmışlık

Sabah Kayseri’nin soğuk rüzgârı yüzüme çarparken, yine aynı döngünün içinde olduğumu hissediyorum. 25 yaşındayım ve günlerim çoğu zaman birbirine karışıyor. Uyanıyorum, işe hazırlanıyorum, yolda aynı yüzleri görüyorum, aynı sessizlik içinde kahvemi alıyorum. Dışarıdan bakınca düzenli bir hayat gibi duruyor ama içimde sürekli bir “eksiklik” hissi var.

Defterime yazıyorum bunu çoğu zaman. Çünkü konuşmak bazen yetmiyor. Yazmak ise içimdeki gürültüyü biraz olsun susturuyor. O gün de öyle bir gündü. Masamın köşesinde açık duran defterime şunu yazmışım: “Bir yerlerde hayat daha farklı akıyor olmalı.”

O cümleyle birlikte aklıma ilk defa İran geldi. Neden orası, neden o an bilmiyorum. Belki de Google’da rastgele gezinirken gördüğüm bir cümleydi beni oraya çeken: “İran’da çalışma günleri nelerdir?”

O basit soru, içimde garip bir kapı açtı.

İran’a dair ilk not: çalışma günleri nelerdir?

Merakla araştırmaya başladım. Öğrendim ki İran’da hafta düzeni bizimkinden farklıydı. Çoğu yerde çalışma günleri cumartesi ile çarşamba arasına yayılıyordu. Perşembe bazı yerlerde yarım gün sayılıyor, cuma ise resmî tatil kabul ediliyordu. Yani onların “hafta sonu” bizden bir gün farklıydı; cuma günü sessizliğe bürünüyor, şehirler bir anda yavaşlıyordu.

Bu bilgi ilk başta çok sıradan geldi ama sonra içimde tuhaf bir yankı bıraktı. Çünkü ben kendi hayatımda hep aynı döngüye sıkışmışken, bir başka ülkede günlerin bile farklı akması bana özgürlük gibi hissettirdi. Sanki zaman bile her yerde aynı kurallara uymuyordu.

Defterime tekrar yazdım: “İran’da çalışma günleri farklıysa, hayat da farklı mı akıyordur?”

Bu soruya cevap veremedim ama içimde bir şey kıpırdadı.

Bir bilet hayali ve ertelenen yolculuk

O akşam evde otururken internetten Tahran’a uçak bileti baktım. Gerçekten gidecekmişim gibi değil, sadece hayal kurmak için. Fiyatlar, saatler, aktarmalar… Hepsi gözümün önünden geçti ama hiçbirini satın almadım.

Çünkü aslında gitmekten çok, gitmeyi hayal etmek beni daha çok etkiliyordu.

Kayseri’de akşamları sessizlik ağırlaşır. O sessizlikte, pencere kenarında oturup dışarıya bakarken kendimi İran sokaklarında yürürken hayal ettim. İnsanların sabah işe gidişini, cuma günü şehrin nasıl durulduğunu, pazartesi sabahının orada nasıl başladığını düşündüm.

“İran’da çalışma günleri nelerdir?” sorusu artık bir bilgi değil, bir ritim olmuştu kafamda. Bir ülkenin kalp atışı gibi.

Ve ben o kalp atışını uzaktan dinliyordum.

Ama içimde bir hayal kırıklığı da vardı. Çünkü biliyordum ki ben o biletleri almıyordum. Hayallerim çoğu zaman ekranlarda kalıyordu. Gerçek hayata geçemeyen planlar, içimde küçük bir ağırlık bırakıyordu.

Tahran’ı düşünürken saatlerin ağırlığı

Bazen gece geç saatlerde müzik dinlerken Tahran’ı düşünüyorum. Haritaya bakıyorum, sokak isimlerini bilmeden gözümde canlandırmaya çalışıyorum. Orada insanlar sabah işe giderken hangi duygularla uyanıyor, bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum: onların hafta düzeni bile farklı. Cumartesi başlayan çalışma günleri, çarşamba bitiyor. Perşembe yarım gün, cuma ise dinlenme günü. Bu düzen bana garip bir denge gibi geliyor. Sanki bir yerlerde hayat, insanın nefes almasına biraz daha izin veriyor.

Ben ise burada, Kayseri’de çoğu zaman pazartesiyi bile zor taşıyorum.

Bunu yazarken kendime kızıyorum bazen. Çünkü belki de sorun şehirler değil, benim içimdeki yorgunluk. Ama yine de İran’ı düşündükçe içimde küçük bir umut beliriyor. Belki de başka bir düzende yaşamak, insana başka bir bakış açısı kazandırır.

Defterime şunu da yazmışım: “Farklı ülkelerin çalışma günleri bile insanın içini değiştirebilir mi?”

İran’da çalışma günleri nelerdir? sorusunun bende açtığı kapı

Bu soru basit bir merak gibi başlamıştı ama zamanla bende daha büyük bir anlam kazandı. Çünkü sadece takvimleri öğrenmedim, aslında farklı bir yaşam ihtimalini düşünmeye başladım.

İran’da çalışma günleri cumartesi, pazar değil; cumartesi, pazar, pazartesi, salı ve çarşamba gibi akıyor. Perşembe yarım günle yumuşatılıyor, cuma ise tamamen dinlenmeye ayrılıyor. Bu düzen bana şunu düşündürdü: “Biz hayatı neden hep aynı kalıplarda yaşıyoruz?”

Belki de bu yüzden o bilgi aklımdan çıkmadı. Çünkü aslında bir ülkenin çalışma günleri, sadece iş düzeni değil; yaşamın temposunu da belirliyor.

Ben Kayseri’de çoğu zaman haftanın günlerini sayarken yoruluyorum. Ama İran’ı düşündüğümde, günler sanki daha anlamlı bir sıraya sahipmiş gibi geliyor.

Bu düşünce bile içimde bir şeyleri gevşetiyor.

Hiç gitmediğim bir ülkeye ait hissedilen duygular

İnsan bazen hiç gitmediği yerlere ait hissediyor. Ben de İran için bunu yaşıyorum. Sokaklarını görmedim, insanlarını tanımıyorum ama yine de içimde oraya dair bir bağ oluştu.

Belki de bu bağ, “İran’da çalışma günleri nelerdir?” sorusuyla başladı ama aslında daha derin bir yerden besleniyor. Kaçmak istemekten değil, anlam aramaktan.

Bazen Kayseri’de yürürken kendimi Tahran’da yürüyormuş gibi hayal ediyorum. Kalabalığın içinde yabancı olmak nasıl bir his olurdu diye düşünüyorum. O an içimde hem bir heyecan hem de hafif bir korku oluyor.

Heyecan çünkü bilinmeyen şeyler beni her zaman çekiyor.

Korku çünkü alıştığım düzeni bırakmak kolay değil.

Ama en çok da umut hissediyorum. Çünkü belki de hayat sadece yaşadığım şehirden ibaret değildir.

Küçük detaylar, büyük hayaller

İran’ın çalışma günleri bana küçük bir detay gibi görünmüştü ilk başta. Ama şimdi o detay, içimde büyük bir kapı gibi duruyor.

Cumartesi başlayan bir iş haftası, çarşamba biten yoğunluk, perşembe yarım günün hafifliği ve cuma gününün sessizliği… Bunların hepsi bana başka bir yaşam ihtimalini fısıldıyor.

Defterimi açtığımda artık sadece kendi hayatımı değil, başka hayatları da yazmak istiyorum. Belki bir gün gerçekten giderim. Belki gitmem. Ama o ihtimal bile içimde bir şeyleri canlı tutuyor.

Kayseri’de akşamları yine aynı sessizlik oluyor. Ama ben artık o sessizliği sadece boşluk olarak görmüyorum. İçinde başka şehirlerin yankısı var gibi.

Ve bazen kendime şunu söylüyorum: “Her ülkenin çalışma günleri farklı olabilir ama insanın hayal kurma günleri her yerde aynı.”

Son düşünceler

Şimdi geriye dönüp baktığımda, bu basit soru—İran’da çalışma günleri nelerdir—bende sandığımdan çok daha büyük bir iz bırakmış oluyor. Çünkü sadece bir bilgi öğrenmedim; başka bir yaşam ritminin mümkün olduğunu hissettim.

Kayseri’de kendi günlerime devam ederken, içimde artık küçük bir İran da taşıyorum. Saatleri farklı, günleri farklı, ama hissettirdikleri bazen çok tanıdık.

Ve belki de en önemlisi şu: İnsan bazen hiç yaşamadığı bir hayatı, sadece bir soru sayesinde kalbinde büyütebiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.linct.org https://luxuryspas.com.tr https://sute.com.tr Sitemap
ilbet giriş